70:20:10 Kuralı İle Üretkenliğe Yolculuk

7 Şubat 2014 tarihinde tarafından yazıldı   

İçinde bulunduğumuz bilgi ve iletişim çağı teknolojik gelişmelerle birlikte geleneksel birçok anlayışı süratle değiştiriyor. İnsan ilişkilerindeki değişim ile birlikte şirketler için iletişim yöntemleri de yavaş yavaş değişmekte. Rekabetin gittikçe artması ve kopyalanabilirliğin yüksek düzeyde olması birçok organizasyonu negatif yönde etkiliyor ve tam bu noktada değişim arayışları başlıyor.

İlk  kez 1960‘larda kullanılmaya başlanan  bu metod genellikle  öğrenme ve gelişim metodu olarak kullanılıyor. Kişilerin veya şirketlerin zamanı daha verimli kullanmasını hedefleyen  metodun özü ise gayet net;

  • Kişi çalıştığı zamanın %70‘ini olağan işi ile,
  • %20‘sini işine dolaylı yoldan etki edebilecek ama tam olarak işi ile alakası olmayan bir iş ile
  • %10‘unu ise işi ile hiç bir alakası olmayan ancak çalıştığı kuruma ya da topluluğa değer katmasını beklediğiniz işlerle geçirmenizi öğütlüyor.

Bu metodun sadece kişisel kullanımlar için olmadığını, şirketler tarafından da kullanıldığını belirtmiştim. Örneğin Coca Cola’nın CMO’su Joseph Tripodi, 70:20:10 kuralı ile şirketin pazarlama stratejisini nasıl zenginleştirdiklerini şöyle açıklıyor:

Son 5-6 yıldır insanlarla nasıl eşsiz bir ilişki kurabileceğimizi bulmaya çalışıyoruz. Sosyal, mobil, lokasyon-bazlı hizmetler ve dijital konularına odaklandık. 70-20-10 modeliyle çalışıyoruz. Paramızın yüzde 70’ini pazarda işe yaradığını bildiğimiz alanlara; yüzde 20’sini bu yüzde 70’i geliştirmek için inovasyonlara harcıyoruz. Geri kalan yüzde 10’unu sadece deneylere ayırıyoruz. Yeni şeyler denemek, başarısz olmak, hatalardan ders almak ve yeniden denemek için kullanıyoruz. Biz böyle taze kalıyoruz.”

Google’ın Ülke Müdürü Bülent Hiçsönmez ise çalışanlarının benimsediği 70:20:10 metodu ile ilgili şunları söylüyor:

“Google çalışanları sürekli üretmek ve bir şeyler sunmak zorunda. Biz ne kadar çok fikir geliştirir ve bunları uygularsak o derecede başarılı oluruz. Google’da çalışma prensibi olarak 70-20-10 kuralını benimsedik. Çalışanlar zamanının %70’ni yaptığı işle, %20’sini işine etki edebilecek ama alakası olmayan bir işle ve %10’nunu ise tamamen farklı bir konu ile ilgilenerek geçiriyor. Bu da onun üretken olmasını sağlıyor ”

Metodun kazandırdığı en önemli özellik ‘üretkenlik’. Kişiler ya da şirketler bu metod sayesinde kolaylıkla proaktif çalışmalar yürütebiliyorlar. Örneğin markaların herhangi bir elektrik kesintisi ya da sosyal ağların çökmesi gibi ‘olması muhtemel’ birçok durumu önceden kestirip takipçilerine gerçek zamanlı pazarlama içerikleri sunması %10‘luk kısım için son derece basit ve etkileşim alıcı bir yöntem. Basit beyin fırtınaları ile 70:20:10 sayesinde sosyal medyada rahatlıkla proaktif stratejiler geliştirebilir, markanız için kullanabilirsiniz. Tek yapmanız gereken zamanınızı efektif kullanmak ve kendinize düşünmek için zaman vermek.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>