Menu

#zamanzamandeğilherzaman

Bir Anneler Günü ile birlikte “Ne şekilde ve hangi yöntemle kutlanmalı? Hatta sırf bir günde mi kutlanmalı…” gibi tartışmaları bir kez daha geride bıraktık. Bir çiçek ile başlayan özel gün kutlama seromonisine son kertede hashtag’ler, viraller, sosyal medya kampanyaları da katılmış bulunuyor.

Peki, biraz geriye sararsak…

Misal eskiden birçoklarımızın anne ve babasının zihnine “Sevgililer Günü” algısının pek de yerleşmediğini biliyoruz. “Anneme çiçek aldın mı?” sorusunun anne için yüz pembeleştiren , babayı ise “manasız” bakışlara yönlendirebilen bir soru niteliğinde olduğu dönemlerden geçtik.

Sonra bahçelerden toplanan çiçekler yerini daha çok alışveriş sektörünün raflarındaki hediyelere bıraktı. Ardından indirimler, taksitler, janjanlı vitrinler vesaire… “Anneme ne alsam?” sorunsalı kimilerinde pahalı veya ucuz ancak mümkünse anlamlı hediyeler, bazılarında “hala bir çiçek yeter” şeklinde vücut bulurken, bir taraftan “Hatırlamak için bir gün şart mı!” sesleri yükselmeye başladı. İşte tam bu noktada “Bunlar sektörü canlandırma gayretleri” eleştirileriyle alışveriş sektörü de “Bir gün mü her gün mü?” karmaşasından nasibini aldı.

Ve şimdi reklamlar…

Evet, kısa bir süre sonra özel günler için hazırlanan ve büyük bir izleyici kitlesini duygusal veya eğlenceli kurgularıyla etkileyen –alışveriş yapmaya yöneltmese dahi marka bilinirliğini artıran- reklamlar hayatımıza girdi. Anneler Günü için bir çiçekle başlayan bir şeyler hediye etme dürtüsünde geldiğimiz son noktada kimi zaman bir pırlanta, beyaz eşya veya şık bir elbise rol oynadı. Hatta “Evin değil annenin ihtiyacını almak lazım” şeklinde kurallar türedi. Daha önceden adı sanı pek duyulmayan Babalar Günü de bu sayede ünlendi. Ekranlarda bu kez arabalar turladı, teknolojik ürünler titreşti ve kravatlı takımlar boy gösterdi. Bu noktada “hediyede cinsiyet ayrımcılığı” tartışmaları bile aldı başını yürüdü…

Öte yandan, günün birinde bir marka reklamında “Bugün sadece annenizin yanında olun ve onu öpün” dedi. İndirim, kampanya, böyle taksit, şöyle vade gibi sözlere karşı durduğunu söyleyen bu reklam, aynı zamanda başarılı bir kampanya olarak akla kazındı.

Son çeyrekte hayatımıza giren internet ve arkasından gelen sosyal medya da bittabi özel gün hengamesinde kendine yer buldu. Geçtiğimiz pazar günü kutladığımız son Anneler Günü’nden örneklemek gerekirse, Twitter’dan #canimannem #guzelannem #annemderki #annembircicek gibi hashtag’ler, Facebook sayfalarında binbir çeşit duyguya hitap eden paylaşımlar, her iki kanaldan ve internet sitelerinden kitlelere ulaşan kampanyalar, Google’ın özel hazırladığı Doodle’ı, firmalara özel logolar, Youtube’dan paylaşım rekoru kıran videolar ve dahası, bu özel gün için haftalarca gece gündüz çalıştı. Özellikle annelerin beğenilerini, bilgilerini ve algılarını naifçe sorgulayan eğlenceli videolar, kendi annemizle bu reklam annelerini kıyaslamamıza neden oldu.

Bu kez de oyun bozan rolünü sosyal medyanın baş aktörü üstlendi; Twitter #HeresToTheMoms hashtag’i ile sunduğu bir videoda tam manasıyla kendi kullanım amaçlarını deklare etti.

Videoda; Bill Clinton, Lady Gaga, Dalai Lama, Kobe Bryant gibi daldan dala örnekler vererek “Doğal yollarla iletişime geçmenin mümkün olmadığı siyasetçi, sanatçı, sporcu ve hatta astronotlar dahil pek çok kişiye bizim sayemizde ulaşabiliyorsunuz” diyen Twitter, elindeki akıllı telefon üzerinden Anneler Günü’nü kutlayan birine aniden sinirlenip bağırmaya başlıyor. Yani Twitter, oldukça sinirli ve bolca “dıt”lanmış küfürler eşliğinde, “İstersen Obama ile iletişime geç, son dakikaları BBC’den takip et, en absürd fotoğrafını veya videonu paylaş ama mümkünse bu değerli gün için bizi kullanma” diyor. Uzaktaysa bile bir telefon yeter demeyi de es geçmeyerek…

Aslında Twitter kadar ağır konuşmaya gerek yok; bireysellikten gün be gün uzaklaşan ve bu minvalde hayatının her saniyesini paylaşma dürtüsüyle yaşamaya başlayan herkes için Anneler Günü’nde dahi bir hashtag’in peşine takılıp sosyalleşmek ve mesajı bir de oradan vermek günümüzün trend’i. Paylaşım duygusunun maneviyattan ziyade sanal yollardan çoğalması belki biraz hastalıklı bir durum ama “Güne ayak uydurmamak, bugünün iletişim kanallarından uzaklaşmak ve çağın gerisinde kalmak da en az o kadar sağlıksız” diye tabir ediliyor. 

Uzun lafın kısası: #zamanzamandeğilherzaman

Selin Bayraktar

 

0 Comments

Leave A Comment

Your email address will not be published.