Menu

İyi Şeyler Sokakta Oluyor!

Seni unutmak mümkün mü?

Değil, değil çünkü şimdi her yerde senden bahsedecekler. Senin şarkılarınla inleyecek her yer. Bu sürecin en sevdiğim yanı ise en alakasız arkadaşlarımın bile senden bahsedecek olmaları; “aslında iyi adamdı” diyecekler senin için. Ölümünü kutsamak adına linkler paylaşılacak peş peşe. Tam anlamı ile işte şimdi tutamıyorum zamanı. Canseverli düeti unutmak mümkün mü? Peki ya Usta’nın müthiş sözlerini daha da anlamlı kılan sesini.

Gittiğin yerde mutlu ol Müslüm Gürses.

Gittiğin yerde mutlu ol ki soşıl medyanın popüler kültür sömürücülerine yeni bir malzeme çıkmasın. Bunların eli kolu uzundur. Bakarsın, oralara bile ulaşır haber kaynakları. İki tivit atarlar gittiğin yerde de canın sıkılır. Sen ki acının türlüsünü yaşamış insansın… Seni de ölmeden öldürmüştü bunlar. “Bunlar” diye hitap ettiğim için kızmasınlar. Aynı “bunlar” senelerdir Münir Özkul’un da peşini bırakmadılar. Nasıl bir mutlu olmak haliyse bu, bir şekilde birilerinin ölümünden zevk alıyorlar.

Bizim soşıl medyamız “sansasyon” ve “kaos” seviyor. At resmen sahibine göre kişniyor. Nasıl yaşıyorsak ve hayatı nasıl algılıyorsak avucumuza düşen her şeyi kendimize benzetiyoruz. Bu çok normal. Bundan birkaç ay evvel İngiltere pıremiyer lig takımlarının alt yapı oyuncularına verilen soşıl medya eğitimiyle alakalı kısa bir vidyo izlemiştim. Ufacık çocuklara tıvitırı nasıl kullanacaklarını anlatıyorlardı. Özellikle tıvitır üzerinde çok durduklarını gördüm. Demek ki insanlar (özellikle şöhret sahibi olmaya meyilli kimseler) en fazla tıvitır üzerinden saçmalıyordu. Bu demek oluyordu ki elin İngilizi meseleyi yine senden benden önce çözmüş ve çözüm yollarını aramaya başlamıştı.

Bizim memlekette bu tarz durumlarda kıyamet koptuktan sonra müdahale edildiği için “erken müdahaleyi” yadırgıyor olabiliriz. Çünkü bu toplumun esin kaynağı ve kendini zinde tutma biçimi “kavga”. Geçinmek derdine düşenlerin bile söylediği şey değil mi “ekmek kavgası” lafı? E daha ne?

Yok etmek üzerine atılan tivitler ve birbirimizi linç etmek için tasarladığımız heştegler. Mutsuzluğa bir layk da ben basıyorum! Kimse kusura bakmasın ancak kurallarını yazmadığımız ortamların kralı olmaya çalışmamız boşa kürek çektiğimiz zaman dilimini uzatmaktan başka bir işe yaramıyor.

Neden bu kadar karamsar bir yazı yazdım peki? 

Çünkü iyi şeylerin hepsi gerçekten “sokakta” oluyor. Kendimizi bir şekilde soşıl medyanın sanal gerçekliğine kaptırmamız yaşadığımız dönemin sınırları içerisinde normal olarak değerlendirilebilir. Ancak görünen o ki aslında hakiki duyarlılık klavye tepesinde gösterilmiyor.

Uzun vadede soşıl medyanın kendi asosyallerini yaratmamasını diler ve yazıma burada son vermeyi adeta görev bilirim.

Alican Arıcan

 

0 Comments

Leave A Comment

Your email address will not be published.