Menu

Gerçeğe Çağrı

İlk gençlik yıllarımdan aklımda kalan en güzel filmlerden birisiydi Total Recall. 1990 yılında Paul Verhoeven tarafından çekilmiş bu bilim kurgu film, Arnold Schwarzenegger’in belki de filmografisindeki en iyi filmlerdendi.

“Kafası, kendisine yüklenen sahte anılarla dolu ve bundan habersiz yaşayıp gidenDouglas Quaid, kafasındaki anıların gerçekliğinden şüphe etmeye başlar ve olaylar gelişir.”

Türkiye’de Gerçeğe Çağrı adı ile gösterime giren Total Recall, yıllar sonra bir gece yeniden izlenirken bu yazının ilhamı oldu.

2012 yılında sosyal’in daha hızlı bir şekilde dijitali yuttuğunu görüyoruz, artık yapılan bütün dijital işler daha sosyal, internetin iklimi hızla değişiyor. Dijital ajansların büyük kampanyalı, mikro siteli, oyunlu dünyaları yerini daha sosyal, daha mikro ve utility odaklı projelere bırakıyor.

Eğer inanırsanız bu yazı, bir gerçeğe çağrı yazısı.

Gerçek 1:  Müşterilerin bir markayı Facebook’ta beğenmesi için en büyük üç neden:

1. İndirim kazanmak (%40) (Türkiye’de kupon kültürü halen gelişmiş değil)

2. Markaya olan desteğini/ilgisini herkese göstermek. (%39)

3. Hediye kazanmak. (%36)

Sonuç: Sayfalarda girilen içerikler çoğu müşteriyi ilgilendirmiyor. Önemli olan avantajlar sunabilmek.

Gerçek 2:  Geleneksel yöntemler ile hayranların %1‘den azı marka ile etkileşime geçiyor.

Bu rakam kampanyalarda ise %5 ile %8 arası.

Sonuç: Facebook’ta ki 100.000 hayranın için girdiğin içerik en fazla 1.000’i tarafından görülüyor. Ama hayranlar, marka ile etkileştikçe değerlidir. Etkileşimin en iyi yolu ise kampanyalar. 

Gerçek 3: Bir içeriğin tüketilme süresi 1 saniyeden daha az.

Kampanyalarla ise bu süre ortalama 15 saniyeye çıkıyor.

Sonuç: 21. yüzyılın en kısıtlı kaynaklarından biri dikkat. Sosyal ağlarda dikkat çekmenin en iyi yolu ise kampanyalar. Eğer gerçekten insanları yerinden hoplatacak bir içerik stratejin ve cesaretin yoksa her Pazartesi, diğer yüzlerce Facebook sayfası gibi Pazartesi sendromu içerikleri girmeye devam edebilirsin.

Gerçek 4: Sosyal ağlar insanlara aittir. Markalar sonradan geldi. İnsanlar markaların sosyal ağlarda kurduğu iletişimi pek samimi bulmuyor.

Kampanyalar ile onları katılımcı hale dönüştürebilirsin.

Sonuç: Markanın konuşmasından çok, kullanıcının konuşması önemli. Çoğu kampanyada da kullanıcıların konuşması, fikrini ve tercihini belirtmesi önemli bir element.

Sonuç olarak; “Facebook’u ve diğer sosyal medya sitelerini sadece kurumsal sayfa açılacak bir web sitesi gibi görmemek gerekir, burası müşterileriniz ile ilişki geliştireceğimiz, onları daha yakından tanımanızı sağlayacak büyük bir database’dir.”

Sosyal medya vizyonunuzu sonuç odaklı, mikro ve sık tekrarlanan, müşterilerin data bıraktığı utility kampanyaları ile güncelleyin.

Ya da yok şimdi kafamı karıştırma ben eski gerçekliğim ile devam etmek istiyorum ama filmi de merak ettim diyorsanız bilgi için http://www.imdb.com/title/tt0100802/

0 Comments

Leave A Comment

Your email address will not be published.