Bana Sayıları Ver, Sana İnternetini Anlatayım

29 Ocak 2013 tarihinde tarafından yazıldı   

“Baba kapat artık telefonu internete gireceğim!”  günleri çok çok eskilerde kalmış olabilir. 146’dan internete girmek telefon faturalarımıza acımasızca yansımış da olabilir. Annem, “sana interneti yasaklıyorum!” demiş de olabilir… Ama, anne… şey… özür dilerim ama ben artık yasakların çok ötesindeyim…

İnternet eskiden bizim için o dial up’ın çatallı sesiydi. İnternette gezinmek kadar, bağlanmak da bir serüvendi. Şimdi Edge’den çıkamadığımızda çıldıracak gibi oluyoruz ya, hatırlasanıza eskiden bağlanıp bağlanamayacağımız bile kesin değildi. “İşine gelirse kardeş!” gibi bir durum vardı. Fakat biz internetin gelişini sesinden tanırdık. Bir bakıma çağırırdık.

İnternet neydi? İnternet emekti.  Şımarık bir çocuk, nazlı bir sevgiliydi.

Her şey çok hızlı değişiyor. Evdeki tatlı lüks şu an hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş durumda. Katlayıp cebimize bile koyduk interneti. Ve evet, biraz klişe olacak ama, dünya artık parmağımızın ucunda. Türkiye nüfusu son 2011 sayımına göre; 74.724.269. imiş. Şimdi ise 75 milyon civarı olduğunu söyleyebiliriz. Bu 75 milyonluk cep herkülü ülkenin, 35+ milyon internet kullanıcısı olduğu söyleniyor. Yani neredeyse Türkiye nüfusunun yarısı internet kullanıyor. Peki bunca insan internette ne yapıyor?

Araştırmalara göre Türkiye’deki en popüler siteler arasında toplamda 5 tane sosyal medya sitesi bulunuyor. Bu da genel durum hakkında fikir veriyor aslında. Biz sosyalleşmeyi, bir araya gelmeyi seviyoruz. “Çet yapmayı” seviyoruz. Kim nerede ne yapmış görebilmek istiyoruz. Görebiliyorken daha fazlasını istiyoruz. Sanırım bu yüzden de sosyal ağlarda ziyaretçi başına harcanan ortalama süre 8.6 saate kadar çıkıyor.

Hayatın küçük ekranlara sıkıştırıldığı ve üstelik bir şekilde de sığdırıldığı mobil çağın samimi müdavimleriyiz. Türkiye’de akıllı telefon penetrasyon oranı %20’lerde seyrediyor. Bununla birlikte yaklaşık 11 milyon kişi mobil internet kullanıyor. Eh bu da, 11 milyonun bir kısmının koşarken bile tweet atabiliyor olması demek bir yerde. Çünkü Türkiye’deki Twitter kullanıcılarının %59’u siteye akıllı telefonlarıyla erişiyor. En çok kullanılan cihaz ise BlackBerry. Peki en çok hangi ilimiz tweetliyor dersiniz? Evet yanılmadınız, %58 ile en çok içerik üreten ilimiz İstanbul.

Hazır tweet demişken, Türkiye Twitter kullanımında, toplamda 6 milyon kullanıcısıyla dünyada 11. sırada. Durdurabilene aşk olsun.

Dünyanın en büyük üçüncü ülkesine gelelim; Facebook! Ürkek ve tedirgin şekilde açtığımız hesaplarda şimdi binlerce fotoğraf, yüzlerce arkadaş, onbinlerce içerik mevcut. Hatta öyle ki, Türkiye, Facebook kullanımında toplamda 32 milyonun üzerinde kullanıcı sayısıyla dünyada 1. sıraya yerleşti bile. “Sevdik mi tam severiz!” dercesine… Girdik mi nereden baksan 61 dakika kalırız dercesine…  Neden mi? Çünkü Facebook’ta ortalama 181 arkadaşımız var. Bu da Facebook’ta daha fazla mesai anlamına geliyor. Üstelik sadece arkadaşlarımız yok. Markalar da var! Türkiye’de kullanıcıların Facebook’ta beğendiği ortalama marka sayısı 57!

Hem akıllı telefonu, hem mobil interneti hem de Facebook hesabı olan  yaklaşık 14.200.000 kişi ise, Facebook’u mobil kullanıyor. Bununla beraber mobil kanallardan siteye ulaşım oranı da %53’lere kadar çıkıyor.

Diğer popüler sosyal ağlardan Linkedin ise Türkiye’de 1.700.00 kişi tarafından kullanılıyor. Artık bir çok şirket, iş alımlarında kişinin Linkedin profillerini CV tadında ziyaret ediyor. Online’daki profesyonel yüzümüz Linkedin artık. Önümüzdeki günlerde de kullanıcı sayısının giderek artması bekleniyor. Aynı şekilde Google+ kullanıcıları da her geçen gün artıyor. Google zaten evimizin direği, ailemizin bireyi. Facebook veya Twitter kadar popüler olamasa da, Google’a nankörlük etmeyen,1 milyonun üzerinde Google Plus kullanıcısı var. Türkiye’deki Foursquare kullanıcılarının tüm dünyadaki kullanıcılara oranı ise %2.1’in üzerinde olarak hesaplanmış.

Velhasıl-ı kelam, Türkiye internet kullanımında dünyada hatrı sayılır bir yere sahip. Üstelik bu sayı her gün ve hızla artıyor. En çok sosyal mecraları seviyoruz. Çünkü hem bizim gibilerini bulabiliyoruz, hem de bizim gibi olmayanı bulup konuşabiliyoruz. En derinine inersek, tüm bu serüvenin keşfetme dürtümüzden çıkageldiğini söyleyebiliriz. Keşfetmek istiyoruz. Öğrenmek istiyoruz ve daha fazlasını talep ediyoruz.

İnsan şöyle bir geriye baktığında “vay be nereden nereye!” diyor. Her şeyin bu kadar hızlı değişmesi ve gelişmesi baş döndürücü, e biraz ürkütücü ama çok eğlenceli, heyecan verici! Dünkü internetin adı “belki internet”miş. Bugün “al sana internet” devrindeyiz. Ve bir şey diyeyim mi; sayılar büyüyor efendim, durduramıyoruz.

Ezgi Hindistan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>