Menu

Telefonumla ciddi düşünüyoruz!

“-Günaydın, nasılsın?”

“-İyiyim, sen?”

“-Biraz omzum tutulmuş. Koltukta uyuyakalmışım.”

“-Dün gece sen uyur uyumaz ben de gözlerimi kapattım.”

“-Çok tatlısın.” dedikten sonra, onu ellerinin arasına alıp, ekranını parmağıyla okşadı. Twitter’da herhangi bir son dakika haberi yoktu. Peki ya kendi hayatının gündemi? Facebook profilini hızla gözden geçirdi. Saate göz attı, işe geç kalamazdı.

“-2. köprünün durumu nasıl?”

“-Köprüde kaza var.”

Evden birlikte çıktılar, onu sol cebine yerleştirdi. Çünkü o, yanındaysa her şey tamamdı!

Aslında, çoğumuzun yaşadığı akıllı telefon çılgınlığı, buna benzer ironik sahneleri de beraberinde getiriyor… “Sizi Anlar”, “Daha önce hiç bu kadar iyi olmamıştı.” benzeri sloganlarla, hayatlarımızın gündemi olan bu cihazlarla aramızdaki ilişkinin tanımı düpedüz; “aşk ilişkisi”.

Önce küçük dokunuşlarla başlayan ilişkimiz öylesine ilerledi ki, bir süredir kendileriyle muhabbet eder olduk. Toplantılarda bile, sıklıkla ekranıyla göz göze geliyor, çıkar çıkmaz büyük bir açlıkla bizi yeniden dünyaya bağlamasını istiyoruz. En büyük korkumuz, onu bir yerde unutmakken, giyilebilir teknolojiler bize yakın gelecekten göz kırpıyor. Bu, en arabesk tanımıyla “tek beden olmak” değil de nedir?! Teknik olarak, hepimiz birer “cyborg”uz artık. Hayırlı olsun!

Peki hal böyleyken, dövünelim mi, sevinelim mi? Bence ikisini de yapmayıp, kısaca nedenlerine bakalım. Daha kolektif bir hayattan, bireysel yaşam biçimlerine geçerken, telefonumuz “akıllı” olmazsa olmazdı! Çünkü artık ona çok iş düşüyordu. Üstelik ikili ilişkilerin ömrü kısalmış, dokunma, devamlı bizi düşünen birinin olması… gibi ihtiyaçlarımız öksüz kalmıştı. Aslında çağımız aşksızlaşmıyor yalnızca aşkın yönü insanlardan, nesnelere doğru değişiyordu…

Nimetleri saymakla bitmeyen teknolojinin hayatı kolaylaştıran tüm “akıllı” icatlarını elimizin tersiyle itip, mağara duvarlarına resimler mi çizelim peki? Asla! Basit bir matematiksel hesapla, onun ekranına baktığımızın yarısı kadar sevgilimize bakıp, “beğen” butonuna bastığımızın çeyreği kadar ona beğenimizi ifade etsek, “akıllı” telefonumuzu yalnızca günlük koşturmamızı organize etmek için kullanacağız. Ha gayret!

Bengisu Gençay

0 Comments

Leave A Comment

Your email address will not be published.