Menu

Facebook Çıktı Mertlik Bozuldu !

Kalemi aslında çok da iyi olmayan, kendi deyimiyle “sayısal kafalı” ya da “istatistikçi” bir müşteri grup liderinden neler okumayı beklersiniz bilmiyorum ama hayat her zaman beklendiği gibi olmayabiliyor.  Tam da sosyal medyaya bakış açısı ve buralara dökülen bütçelerin verimliliğine yönelik bir yazı yazmak için oturmuştum bilgisayarımın başına. Hatta küçük ölçekli şirketlerden, uluslararası büyük şirketlere kadar neler neler yazmayı planlamıştım ama yine üzücü bir haber düştü news feed’ime. Yine bir vefat haberi… Kederlendim yine…

Sonra oturdum, derin bir nefes aldım. Bu sefer sosyal medyanın hayatımızı kolaylaştıran güzel taraflarına değil de, hayattan neleri çaldığına bakalım dedim. Facebook’un ilkokul arkadaşlarımızı bulup onlarla sohbet etmekle başlayan hikayesi bugün bağımlılık boyutlarına vararak, vaktimizin büyük bir kısmını kaplayarak devam ediyor. Ama bazen durum o kadar vahim boyutlara varıyor ki yakalayamıyoruz ya da gözümüzden kaçırıyoruz.

Ailem İzmir’de yaşadığından neredeyse tüm konuşmalarımızı Facebook üzerinden yapıyoruz. (Dedemin bile Facebook hesabı olduğunu düşünürsem gayet mantıklı :)) Arkadaşlarım nerde, ne yapmış? Hangi arkadaşım evleniyor? Kim tatilde nereye gitmiş? Kimin doğum günü yaklaşmış? Takip ettiklerimiz, öğrendiklerimiz saymakla bitmez. Tam bir hazine. Birisi düğün fotoğrafı koyuyor, diğeri bir şikayet yazıyor hemen herkes görüyor. 5 dakika herkesin duymasına yetiyor bile. Sonra bunlara yapılan yorumlar, kutlamalar, mesajlar vs. Buraya kadar iyi hoş, hatta büyük yükten kurtarıyor insanı. Ama şöyle oturup düşündüm de sadece bu sene 6-7 vefat haberini de Facebook’dan duymuşum.  Vefat eden kişinin ailesindekilerin Facebook duvarlarına yazılan bir taziye yazısı kadar basit olmamalı bazı şeyler… Bir de şu doğum günü meselesine değinmeden geçemeyeceğim. Arkadaşına, dostuna, kardeşim dediğin insanın Facebook duvarından doğum gününü kutluyorsun. Bunları görünce iyi olmuyor işte… O duygu sudan çıkmış balığa döndürüyor adamı. Bir kuru mesajın ne kadar etkisi olur ki? İşte o zaman insan yaptığı bunca şeyin bazen ne kadar sanal olabildiğini anlıyor.

O yüzden ne olursa olsun unutmamak gerek. Dokunmak, konuşmak, paylaşmak, yanında olmak, hissettirmek gerek. Bundan sonra tabii ki sosyal medyayı kullanacağız, hatta hayatımızda kapladığı yer daha da büyüyecek. Ama bunu gerçek hayatı da unutmadan, duygularımızı da sanallaştırmadan yapmak gerek…

 

Çok değerli TRT kayıtlarını benimle paylaşarak  bana TSM’yi sevdiren Oktay Dayı’ya ithafen. Işıklar içinde yat… 

0 Comments

Leave A Comment

Your email address will not be published.