Menu

Lüks Markalar İçin Pahalı Bir Lüks: Sosyal Medyada Yer Almamak

Geçtiğimiz günlerde Facebook, kullanıcı sayısının 901 milyona ulaştığını açıkladı. Bu kullanıcıların 526 milyonu da her gün siteye giriş yapıyor. Bunlarla birlikte Facebook mobil uygulamasını kullanan kişi sayısı da Mart 2012 itibarıyla 488 milyon oldu. Özetle, sosyal medyada yer alan kullanıcı sayısındaki bu artış gün geçtikçe daha da anormal bir hıza ulaşırken, markaların da bu alanda yer almamaları artık onlar için büyük bir lüks halini aldı.

Fakat “lüks markalar” yukarıda bahsettiğimiz bu lüksü sonuna kadar kullanamıyor ve sosyal medyada aktif olup, bir sosyal medya hesabı yönetmekten çekiniyorlar. İnternetin doğasında var olan herkesin her şeye ulaşabilmesi gerçeği, marka konumlandırmalarına şimdiye kadar “ulaşılmaz” kavramını yükleyen lüks markaları biraz korkutuyor.

Oysa internet, pazarlamanın en etkili faktörlerinden birisi olan ağızdan ağıza pazarlama tekniği ile işliyor. Tüketicinin markaya hayran olması, onu paylaşması ve hakkında olumlu yorumlar yapması marka imajını güçlendirirken, ürünlerin potansiyel müşterilerin hafızasında taze kalmasını da sağlıyor.  Yani, sosyal medyada kendinizden söz ettirmek ve insanların sizin ürünleriniz hakkında konuşmasını sağlamak, yeni tüketiciler kazanmanın en iyi yollarından biri.

İlk bakışta, lüks markalar sadece belirli ve seçkin bir zümreye hitap ederken, sosyal medyanın çok daha büyük bir kesimi hedeflemesi, bu iki kavramın bir arada yürümeyeceğini düşündürebilir. Fakat sosyal medya, pazarlama dünyası üzerinde bu kadar büyük bir etkiye sahipken lüks markaların böyle bir alanı kullanmaması kısa vadede pek de mantıklı görünmüyor.

Aslında lüks markaların potansiyel müşterileri ile diyalog oluşturmaları onlar için diğer markalara oranla daha fazla önem teşkil ediyor. Sosyal medyada yer alan lüks markalar, etkili bir iletişim stratejisi ile ilerledikleri takdirde aslında geleceğe de büyük bir yatırım yapmış oluyorlar. Markanın, duruşunu, ürünlerini ve dünyasını sosyal medyada ifade etmesi, kullanıcılar için çok önemli. Çünkü hayranı oldukları markanın onlara dokunması ve onlara bir adım daha yaklaşması kullanıcılara kendilerini değerli hissettiriyor. Ayrıca markanın sosyal medyayı tek bir kanaldan ibaret görmeyip, marka ile örtüşeceğine inandığı tüm alanlarda var olması, kullanıcı ile arasındaki çizgileri de ortadan kaldırıyor.

Örneğin, Burberry’nin dijitale yatırdığı bütçe uzunca bir süre eleştirilmişti. Fakat marka, bu bütçeyi sadece uygulamalara değil, etkili bir sosyal medya iletişimine yatırarak akıllı bir iş yaptığını kanıtlamış oldu. Facebook’da etkili bir dil belirleyip, Twitter’da herkesten önce animasyonlarla ürünlerini tanıttı. Instagram’da defile öncesi, sırası ve sonrasına ait fotoğrafları paylaşıp, hayranlarıyla aktif iletişim kurmayı başardı. Bütün bunlara ek olarak Youtube’da canlı olarak yeni sezon defilesini yayınladı. Böylece tüm dijitalde ve sosyal medyada en çok konuşulan marka olmayı başardı. Şunun da altını çizmekte fayda var: sosyal medyada yaptığı tüm bu harcamalar, kar oranlarında %21’lik bir artışla Burberry’e geri döndü.

Markalar için sosyal medya kanallarında yer alıp, hayranlarıyla iletişim kurmanın önemi ortada. Bu alanı en etkili kullanabilecek markaların başında da şüphesiz ki lüks markaları geliyor. Uyarımızı dikkate alıp bu alanda yer alan ve kendisine en uygun olan stratejiyi benimseyen lüks markalarının, hayranlarının artacağı ve potansiyel müşterilerinin gözünde arzu objesine dönüşecekleri günlerde tekrar buluşmak dileğiyle…

Itır Tolun

0 Comments

Leave A Comment

Your email address will not be published.