Menu

Kar Amacı Gütmeyen Başlık

Dünya gitgide daha fazla sosyalleşse de, ne yazık ki sosyal sorumluluk projelerine gereken önem hala verilmiyor. Bu konuda herkesin üstüne düşen görevler var; ama onun öncesinde proje sahiplerine, paydaşlarına ve gönüllülerine büyük sorumluluk düşüyor.

Bu konuda kişilerin ilgisizliğinden yakınmayı düşünmüyorum. Çünkü ilgisiz olan onlar değil, ilgi çekici olamayanlar sivil toplum kuruluşları.

Öncelikle daha önce bünyesinde bulunduğum büyük bir sivil toplum kuruluşundan hareketle kişilerin büyük bir çoğunluğunun amaca/hizmete odaklandığı için geri kalan şeylere önem vermediğini ve buna bağlı olarak sosyal medyaya da gereken önemin verilmediğini söyleyebilirim.

İlk olarak sivil toplum kuruluşlarının sosyal medya sayesinde kendilerine ücretsiz ve güçlü bir iletişim kanalı oluşturabileceğinin farkına varması gerekiyor. Ayrıca bu kanal sayesinde tahmin edebileceklerinden çok daha etkili olabileceklerini bilmeliler. Bunun farkına vardıktan sonra ise bir adet Facebook sayfası açmak ve Twitter hesabı edinmek tek başına kesinlikle yeterli olmayacaktır. Burada belli bir iletişim dili yaratılması ve duygusallığın ön planda olması gerekiyor. Kişileri yardım yapmaya ancak onların duygularını harekete geçirerek sağlayabilirsiniz. Bunu da ilk etapta ilgi çekici/vurucu içeriklerle mümkün kılabilirsiniz.

Herhangi bir marka veya proje paydaşı tarafından desteklenmeyen sivil toplum kuruluşlarının ne derece kıt kaynaklara sahip olduğunun farkındayım. O yüzden sosyal medya kanallarını kullanarak tamamen ücretsiz olarak ilgi çekmeyi kısmen de olsa başarmak mümkün.

Sesinizi herkese duyurmak, ulusal çapta bir hareket başlatmak istiyorsanız eğer, yaratıcılıkla gelen virallik konusuna dikkat etmeniz gerekiyor. Tanıtım adına yaptığınız çalışma gerçekten ilgi çekici ve vurucuysa onun kişilerin kendi arasında paylaşmasını sağlayabilir, böylelikle viral olarak yayılmasını sağlayabilirsiniz. Hiç şüphesiz bunun ülkemizdeki en iyi örneği Greenpeace’in “Seninki Kaç Santim?” kampanyası. Kampanya bu slogan sayesinde inanılmaz şekilde ilgi çekti ve oldukça da başarılı oldu.

Bundan sonraki aşamada ise oyunlardan ve artırılmış gerçeklik (augmented reality) çalışmalarından bahsedebiliriz. Ülkemizde henüz yaygınlaşmasa da yurt dışında örneklerini görebiliyoruz. Sosyal sorumluluk projelerinin ilgi çekmesi için bu tarz yaratıcı uygulamalara ihtiyaç var. Burada destekçi markalara da büyük sorumluluk düşüyor. Çünkü sivil toplum kuruluşlarının bu tarz uygulamalara ayıracak bütçeleri olmuyor. Bu noktada Unilever Türkiye’yi tebrik etmek gerek. 2011 yılında WWF ile ortaklaşa gerçekleştirdiği “Benim Temizlik Dünyam” kampanyasında ülkemizde nesli tükenen hayvanlara farklı bir şekilde dikkat çekmişti. Migros’lara yerleştirilen hareket algılıyıcılar ve ekranlar sayesinde oynanan bir oyunla kişilerde farkındalık yaratılmış oldu ve kişilere de farklı bir deneyim imkanı sağlandı. Bu kampanyanın ayrıca bir Facebook ayağı olduğunu ve bu oyunun buradan da oynanabildiğini belirtmek istiyorum. Kampanya katılımına baktığımızda da bu deneyimi yaşayan 10.000 kişi olduğunu ve bu kampanyaya toplamda 500.000 kişinin katıldığını da görebiliriz.

Yaratıcı kampanyaların yanında, sivil toplum kuruluşlarının farklı bakış açıları yaratarak da ilgi çekebileceğini düşünüyorum. Yazıya başlarken tesadüfen aklıma gelen, yapılabilecek bir oyundan bahsetmek istiyorum. Kızılay örneğinden hareket edersek, Kızılay genel olarak kan bağışı ile beraber anılsa da aslında yurtiçinde ve yurtdışındaki tüm afetlerde, afetzedelerin yanında oluyor. Bu şüphesiz çok güçlü bir organizasyon ve kendi içinde muazzam bir koordinasyon gerektiriyor. Kızılay, bu noktada yaptığı işin ne kadar zor olduğunu göstererek, aslında ne kadar kutsal bir iş yaptığını insanlara farkettirebilir. Bu farkındalığı yaratma konusunda yapılabilecek basit bir oyun bize fazlasıyla yardımcı olabilir. Tycoon oyunlarını bilenler vardır, bilmeyenler için ise kısaca şöyle açıklayabiliriz: “Bu oyunlarda amaç söz konusu olan herhangi bir işletmeyi farklı değişkenlere karşı en iyi şekilde yönetmektir.” Kişisel olarak oldukça fazla zevk aldığım bu oyun türü ile bu, yönetmesi oldukça zor olan organizasyonu kişilerin sanal olarak yönetmesine imkan tanıyarak, görevin zorluğuna dikkat çekilebilir ve kişilerin bu zorluklara karşı gönüllü olması teşvik edilebilir.

Sosyal sorumluluk projeleriyle oldukça ilgili biri olarak ülkemizdeki sivil toplum kuruluşlarının iletişim yöntemlerini pek beğenmediğimi söylemek istiyorum. Potansiyel gönüllü/gönüllü ve kuruluş arasındaki iletişimin geliştirilmesinin gerektiğini düşünüyorum. Bunun yanında da bence sivil toplum kuruluşları öncelikli olarak yardım/bağış toplamak yerine farkındalık yaratmalıdır; ancak bu sayede amaca yönelik sürekli bağış ve gönüllü sağlayabilir. Bugün farkındalık yaratmak için en kolay yol sosyal medya ve üstelik bedava!

Mert Çelik

YOU MIGHT ALSO LIKE

0 Comments

Leave A Comment

Your email address will not be published.