Front-end Developer Arıyoruz!

17 Mayıs 2012 tarihinde serafettinyarar tarafından gönderildi. 

Promoqube ailesinde çalışacak front-end developer arıyoruz.

XHTML, HTML5 ve CSS3 konusunda uzman,
Photoshop kullanabilen,
W3C standartlarında  uyumlu kod üretebilen,
Javascript, AJAX konusunda bilgi sahibi; jQuery kullanımında tecrübeli,
Farklı platformlar ve tarayıcılar için uyumlu kod üretebilen, uyumluluk çözüm tekniklerine hakim,
Sunucu tabanlı teknolojiler konusunda bilgi sahibi olan (PHP),
HTML yapısını hazırlarken sunucu tarafını da düşünen,

Tercihen Mobil arayüz geliştirme tecrübesi bulunan,
Tercihen Facebook API hakkında bilgi sahibi.

İletişim: serafettin@promoqube.net

Sosyal medya kaç para?

16 Mayıs 2012 tarihinde canyucel tarafından gönderildi. 

Tasarım: Erdem Mermer

O zamanlar bırakın sosyali, medya kavramı bile henüz ortalarda yoktu. Yemekler taşıma suyla pişer, odalar yağlı kandillerle aydınlanır, dörtlükler mürekkebe bulanmış kuş tüylerinin ucundan damlardı. Birilerinin sıfatına “trendsetter” demenin “gulyabani” demekten çok da farklı olmadığı zamanlardan bahsediyorum. Yine de bir filozof, ruh bilimci ya da en naif anlamıyla din bilimci olarak bilinen Yunus Emre eğer bugün yaşasaydı, yüksek ihtimalle özlü sözlerini 140 karaktere sığdırmaya çalışırdı.

Bütün düşünsel ürünlerin, birkaç saniyede binlerce kişiyle buluşabildiği yeni binyılda, bir yandan olan biteni ağzı bir karış açık izlerken bir yandan da ayak uydurmaya çalışmak… Benim de herkes gibi şu aralar en büyük uğraşım bundan ibaret. Kaldı ki bu mevzu benim için Facebook’taki arkadaş listemi kabartmaktan daha önemli. Çünkü yavaş yavaş, adeta kendi anayasalarına sahip birer devlet olmaya başlayan şirketlerin, sesini duyurmasına yardımcı olmaya çalışan bir hikaye anlatıcısıyım ben.

Yazıp çizdiğim bütün bu hikayelerin varacağı noktayı net bir şekilde ortaya koymanın yolu aslında henüz mevcut değil. Yaşanmış tarihi anlatabilmek için, “Dandanakan Savaşı” denince “1040!” diye zıplayan ilkokul çocuğu gibi ezberletilmiş kalıp bilgilere sahip olmak gerekiyor. Fakat tam aksine bizler, devrimselden ziyade evrimsel bir süreçten bahsediyoruz ve işin daha da tuhaf yanı, her birimiz bu evrimin yaşayan birer parçasıyız. Yani bırakın bir hesap açıp içerik üretmeyi, olan biteni takip etmek bile başlıbaşına biçilmiş bir rol. Bizden beslenen ve bizi besleyen bir organizma gibi işleyen sosyal medya, bir iletişim aracı olmaktan çok daha ötede, yepyeni bir iletişim kültürü olarak karşımızda, hatta yanımızda duruyor.

Bu oluşumu tarihsel anlamda kronolojik bir sıralamaya sokmak için çok da gerilere, internetin icadına kadar gitmeye gerek yok. Her şey web 2.0 devrimi olarak adlandırılan, içerik üreticisi ve tüketicisinin aynı kişi olmasını sağlayan malum süreçle hızlandı ve açıkçası bir kıvılcımla ortaya çıkan bu yangın kontrolden çıktı. Yangın kelimesini olumsuz anlamda değil gayet bilerek ve isteyerek olumlu anlamda söylüyorum çünkü bu değişim dünyadaki herkese bir etkileşimin parçası olabilme imkanı tanımış oldu. Mikrositelerden bloglara kadar hemen her iletişim kanalı, aslında en başından beri bu amaca hizmet etmekteydi. Sosyal paylaşım ağlarının yarattığı mucize, sibernetik bir kaosa dönüşen durumu toparlamak ve kullanımını kolaylaştırmak oldu.

Peki sosyal medya kaç para? Hayatını iletişim ve medya endüstrilerinden kazanan biri olarak beni en çok ilgilendiren konu, sosyal paylaşım ağlarının maddi karşılığı. Bu yeni iletişim kültürünün geleceğini belirleyecek olan temel dinamik, ne kadar sürdürülebilir olduğu, ki bu da doğal olarak genel kitlenin yaşamına ne kadar etki ettiğiyle doğrudan alakalı. Neticede sosyal medyada yer alan içerik, tüketilebilir bir yapıya sahip olmasına rağmen, bu tüketimin maddi karşılığı konusunda net bir cevap verilebilmiş değil. Ölçülebilirliği ve hesap verilebilirliği ne kadar fazla olursa olsun, sosyal paylaşım ağları, maddi dönüş sağlayan ve ekonomik döngüye katkı yapan bir enstrüman olarak anılma konusunda daha yolun çok başında. Bunun başlıca sebeplerinden birisi, geleneksel mecralar için üretilen ve tüketim bedeli bu standartlara göre belirlenen düşünsel eserlerin yeni medyada nasıl bir pozisyon alacağının henüz kesinleşmemiş olması.

Yirminci yüzyıl sosyal bilimlerinin kalesi olan Frankfurt Okulu’nun medar-ı iftiharlarından Walter Benjamin’in, “Tekniğin Olanaklarıyla Yeniden Üretilebildiği Çağda Sanat Yapıtı” eserindeki yaklaşımın, dijital çağda yeniden anlam kazandığını görmemiz tesadüf değil. Örnek vermek gerekirse, kurgusal ve ebedi bir eserin bir kısmının ya da tamamının ücretsiz olarak paylaşılmasının karşısında duran yasal yaptırımlar mevcut. Bunun yanında, baskı ve dağıtım gibi masraflar aradan çıkarıldığı için, yeni medyada aynı esere çok daha az bir miktar karşılığı sahip olunabiliyor. Bu durum bir nevi mecra transferi olduğu için, karşılaştırmalı olarak matematiğini yapmak çok daha kolay. Lakin sosyal medyanın tam göbeğinde yazılan bir metnin ekonomik sistemdeki karşılığı gibi bir durum söz konusu değil çünkü sosyal paylaşım ağlarının temelinde “para kazanmak” gibi amaç bulunmuyor. Bilgi ve içerik, kullanıcılar arasında karşılık beklemeden paylaşılıyor ki sosyal ağların bu denli hızlı büyümesinin başlıca sebeplerinden birisi de bu.

İşte tam da bu noktada, sosyal medyanın yepyeni bir özelliğinden bahsetmek mümkün. Artık “nasıl olduğu”ndan ziyade “nasıl olması gerektiği”ni tartışmaya olanak yaratıyor, bir başka deyişle algıları şekillendiriyor sosyal medya. 140 karakterden uzun metinler ya da 1 dakikadan uzun videolar kabul edilebilirliğin sınırlarını zorlamaya başladı bile. Belki çok yakında değil ama uzun vadede edebiyatın, müziğin ya da sinemanın estetik anlamda yeni biçimler kazanacağını görmek için Walter Benjamin olmaya gerek yok diye düşünüyorum. Bu yeni iletişim kültürünü bir araç olarak kullanmaya çalışarak bu konuya cebinden para koyan, yatırım yapan markalar; bu değişimin sponsorları ve yeni dünyanın hakimi olarak yerlerini alacak.

Bütün bunları göz önünde bulundurarak söyleyebilirim ki, sosyal paylaşım ağları yeni düzenin iletişim kanalı olarak gerçeğin ta kendisi olma yolunda hızla ilerliyor. Daha yeni doğmuş bir bebek olduğu için, entegrasyon sıkıntısı içinde olması, geçici bir moda olduğu anlamına gelmiyor. Açık konuşmak gerekirse, iletişim anlamında henüz sadece ateşi icat ettiğimize inanıyorum, bunun neye dönüşeceğine hep beraber şahit olacağız. Sosyal medya kaç paradır, belki henüz tam olarak bilmiyoruz. Ama en azından bu dünyanın artık eskisi gibi 256 renk monitörler gibi tekdüze olmadığına, yedi milyar farklı insana ait yedi milyar farklı rengin oluşturduğu bir görsel şölene dönüştüğüne şahit oluyoruz. Bu renklerin bir kısmı saf Dolar Yeşili olsa bile.

Can Yücel Metin, PhDc

Chief Content Officer

Yeni Ekip Arkadaşları Arıyoruz

16 Mayıs 2012 tarihinde elifyilmaz tarafından gönderildi. 

Türkiye’nin ilk sosyal medya ajanslarından birisi olarak başladığımız yolculuğumuza; Türkiye’nin en büyük sosyal medya ajansı olarak, 4 farklı lokasyonda 100′e yakın çalışanımızla ve partnerimiz ile birlikte devam etmekteyiz.

Promoqube ailesinde çalışacak yeni ekip arkadaşları arıyoruz.

Account Supervisor (Ref: Super!)

Yeni medya, dijital teknolojiler ve sosyal medyaya hakim,
“En az 3 yıl tecrübeli sosyal medya uzmanı” olunmayacağını bilen,
E-ticaret sektörüne ilgisi olan,
Dijital ajans deneyimi olan,
İyi derecede İngilizce bilen,
Detaycı, hızlı ve programlı çalışma disiplinine sahip,
Proje yönetimi konusunda deneyimli,
İleri seviyede Tekken oynamayı bilen,
Basecamp gibi planlama platformları konusunda fikir sahibi,
Taksim’deki ofisimizde çalışmayı isteyen,
Ekip içerisindeki iş akışını düzenleyecek, iş takibi ve zaman yönetimi yapacak,
Yemeyi içmeyi seven..
İletişim: elif@promoqube.com

Account Executive (Ref: Ex!)

Yeni medya, dijital teknolojiler ve sosyal medyaya hakim,
Dijital ajans deneyimi olan
,
Detaycı, hızlı ve programlı çalışma disiplinine sahip,
Basecamp gibi planlama platformları konusunda fikir sahibi,
Ekip içersindeki iş akışını düzenleyecek, iş takibi ve zaman yönetimi yapacak,
İnsan ilişkilerinde başarılı, ekibini seven, sevgisini sözcüklere döken, güler yüzlü kişiler  arıyoruz!
İletişim: zeynep@promoqube.com

Sosyal Ağlarda Çocuklar Kaçar, Aileler Kovalar

27 Nisan 2012 tarihinde sanemaktas tarafından gönderildi. 

Toplumsallaşma sürecinin, her toplumda belirli aracıları vardır. Bu süreçte rol oynayan aracılar, en başta aile kurumu olmak üzere aile, arkadaş, çevre, okul ve medyadır. Aile, yüz yüze etkileşimin olduğu ilk ve en önemli kurumdur.  Çocuk konuşmayı, duygusal paylaşımı ve toplumsal dünyayı ilk olarak aile içerisinde öğrenmeye başlar. Aile, çocuğa kişiliğini kazandıran kurumların başında gelir ve çocuğun kişiliğinin gelişmesindeki en etkili kurumdur.

Çocuğun kişiliğinde etkili olan bir diğer kurum ise medyadır. Bugün dünyada milyonlarca insan internet kullanıyor, gazete okuyor, sinemaya gidiyor, televizyon seyrediyor ve bunlar aracılığıyla her gün binlerce görsel ve işitsel mesaja maruz kalıyor. Medya, çeşitli yollarla her yaştan insanın toplumsal yaşamını etkiliyor. Toplumsallaşma sürecinde medyanın tüm kolları önem taşırken, günümüzde bilgisayar başında geçirilen saatlerin artması ile internet, en önemli yeri aldı.

İnternetin insan hayatındaki yerinin günden güne artmasında en etkili rolü sosyal medyanın oynadığı söylenebilir. İnsanlar sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla istedikleri bütün bilgilere ulaşabilir, diğer insanlarla kolayca iletişime geçebilir, günlük rutinlerini internet aracılığıyla devam ettirebilir hale geldiler. Sosyal medya insan hayatında bu kadar yoğun bir şekilde yer alırken, sosyal medyada en önemli yeri ise Facebook alarak bir fenomen haline geldi…

Tüm dünyada yaygın bir şekilde kullanılan Facebook’u, 13 yaş altındaki çocukların kullanması yasak. Ancak MinorMonitor verilerine göre 12 yaş altındaki %38′lik bir kesim de Facebook kullanıcısı. MinorMonitor verilerinden ortaya çıkan bir başka çarpıcı bilgi de, Facebook’u artık 6 yaşından küçük çocukların bile kullandığı. Çocukların sosyal medyada kullandıkları en yaygın mecralarda ilk sırada olan Facebook, aileler tarafından fazla güvenli bulunmuyor. Facebook’u güvenli bulmayan aileler, çocuklarını denetlemeye ve takip etmeye de yine bu mecradan devam ediyorlar. Aileler, çocuklarının hesaplarına giriş yaparak ya da çocuklarını arkadaş olarak ekleyerek; çocuklarının Facebook’daki eylemlerini denetlemeye çalışıyorlar.

» Devamını oku

Lüks Markalar İçin Pahalı Bir Lüks: Sosyal Medyada Yer Almamak

25 Nisan 2012 tarihinde Itır Tolun tarafından gönderildi. 

Geçtiğimiz günlerde Facebook, kullanıcı sayısının 901 milyona ulaştığını açıkladı. Bu kullanıcıların 526 milyonu da her gün siteye giriş yapıyor. Bunlarla birlikte Facebook mobil uygulamasını kullanan kişi sayısı da Mart 2012 itibarıyla 488 milyon oldu. Özetle, sosyal medyada yer alan kullanıcı sayısındaki bu artış gün geçtikçe daha da anormal bir hıza ulaşırken, markaların da bu alanda yer almamaları artık onlar için büyük bir lüks halini aldı.

Fakat “lüks markalar” yukarıda bahsettiğimiz bu lüksü sonuna kadar kullanamıyor ve sosyal medyada aktif olup, bir sosyal medya hesabı yönetmekten çekiniyorlar. İnternetin doğasında var olan herkesin her şeye ulaşabilmesi gerçeği, marka konumlandırmalarına şimdiye kadar “ulaşılmaz” kavramını yükleyen lüks markaları biraz korkutuyor.

Oysa internet, pazarlamanın en etkili faktörlerinden birisi olan ağızdan ağıza pazarlama tekniği ile işliyor. Tüketicinin markaya hayran olması, onu paylaşması ve hakkında olumlu yorumlar yapması marka imajını güçlendirirken, ürünlerin potansiyel müşterilerin hafızasında taze kalmasını da sağlıyor.  Yani, sosyal medyada kendinizden söz ettirmek ve insanların sizin ürünleriniz hakkında konuşmasını sağlamak, yeni tüketiciler kazanmanın en iyi yollarından biri.

» Devamını oku

Kar Amacı Gütmeyen Başlık

23 Nisan 2012 tarihinde Mert Çelik tarafından gönderildi. 

Dünya gitgide daha fazla sosyalleşse de, ne yazık ki sosyal sorumluluk projelerine gereken önem hala verilmiyor. Bu konuda herkesin üstüne düşen görevler var; ama onun öncesinde proje sahiplerine, paydaşlarına ve gönüllülerine büyük sorumluluk düşüyor.

Bu konuda kişilerin ilgisizliğinden yakınmayı düşünmüyorum. Çünkü ilgisiz olan onlar değil, ilgi çekici olamayanlar sivil toplum kuruluşları.

Öncelikle daha önce bünyesinde bulunduğum büyük bir sivil toplum kuruluşundan hareketle kişilerin büyük bir çoğunluğunun amaca/hizmete odaklandığı için geri kalan şeylere önem vermediğini ve buna bağlı olarak sosyal medyaya da gereken önemin verilmediğini söyleyebilirim.

İlk olarak sivil toplum kuruluşlarının sosyal medya sayesinde kendilerine ücretsiz ve güçlü bir iletişim kanalı oluşturabileceğinin farkına varması gerekiyor. Ayrıca bu kanal sayesinde tahmin edebileceklerinden çok daha etkili olabileceklerini bilmeliler. Bunun farkına vardıktan sonra ise bir adet Facebook sayfası açmak ve Twitter hesabı edinmek tek başına kesinlikle yeterli olmayacaktır. Burada belli bir iletişim dili yaratılması ve duygusallığın ön planda olması gerekiyor. Kişileri yardım yapmaya ancak onların duygularını harekete geçirerek sağlayabilirsiniz. Bunu da ilk etapta ilgi çekici/vurucu içeriklerle mümkün kılabilirsiniz.

» Devamını oku

İçerik Pazarlaması

20 Nisan 2012 tarihinde erolcankaya tarafından gönderildi. 

Şimdi geriye bir doğru bir düşünün. Sosyal medyanın hiç bahsedilmediği, hatırlara gelmediği dönemler… Medya, gazete, dergi, radyo ve televizyondan ibaretti. Gündemden başlıklar, özel haberler, röportajlar, söyleşiler, müzik parçaları derken bize gönderilen içerik sadece şirketlerin belirleyip hazırladığı içerikten oluşuyordu.

İçerik her zaman değerlidir. Sosyalleşen medyanın belki de görünen ama düşünülmeyen kısmı içerik, yeni medyanın doğuşuna sebebiyet veren tek unsurdur. İnsanlar belli ağlar etrafında toplanıp, birbirleri ile yazışıp, bir türlü göremediği arkadaşını buluyor veya sınırsız düşüncelerini sınırlı karakterler ile yansıtıyor.

Dünyada birikmiş, kullanılmaya bekleyen o kadar çok bilgi var ki, Facebook ile başlayan ve yenilerini hala duyar olduğumuz sosyal medya araçları ile biriken bilgiler artık paylaşıma geçerek, bilgi paylaşıldıkça çoğalır misali, ortak bilgi birikimi oluşuyor.

Sizin bildiğinizi sadece yakın çevreleriniz değil, dünyanın hemen her yerinden bir sosyal ağ kullanıcısı da biliyor. İsterseniz sosyal medyada yer almayın ya da hiç tanımadığınız insanlar sosyal ağlarda yer almasın. Siz bir içerik ürettiğinizde, aynı zamanda bir başkası tarafından ürettiğiniz içerik tüketiliyor.

» Devamını oku

Sosyal Çağın Filmleri

18 Nisan 2012 tarihinde emreeminoglu tarafından gönderildi. 

Sosyal paylaşım çağında, değişen dünya düzenine sinema endüstrisi de seyirci kalmıyor. Son birkaç yıldır sosyal paylaşımı ve/veya sosyal teşhirciliği konu edinen, sosyal ağlara özgü terminolojiyi kullanan ve hatta direkt olarak sosyal ağlar için çekilmiş filmlerin sayısında önemli bir artış var.

İnsanları sosyal paylaşıma iten tutku ya da ihtiyaçları merak eden, sosyal paylaşım çağının düşünce yapısını ve sosyal ağların insan ilişkilerini nasıl etkilediğini incelemek isteyen, kısacası sosyal medya ile uğraşan herkesin izlemesi gereken 5 filmden bahsetmek istedim:

5. Kick-Ass (2010), Yön: Matthew Vaughn

» Devamını oku

Facebook Instagram’la Sosyal Medyayı Filtreliyor

16 Nisan 2012 tarihinde iremaltuntas tarafından gönderildi. 


Bildiğiniz üzere, geçen hafta sosyal medya magazin alemi bomba bir haberle çalkalandı. Facebook’un, Instagram’ı bir milyar dolara satın almasıyla beraber sosyal medyada; “AppStore’da bedavaydı Instagram, Mark Zuckerberg boşuna 1 milyar dolar vermiş.” şakaları yapılsa da  uygulamaya “Facetagram” adını takan kişiler, Facebook’un daha önce aldığı uygulamaların birer birer tarihe karışması gerçeğine dayanarak, Instagram’ın geleceğinden de endişe duymaya başladılar.

Aslında Instagram’ın Facebook’un sosyal medya zaman tünelinin tozlu sayfalarına gömdüğü diğer uygulamalardan farklı olduğu göz önünde bulundurulunca, Instagram severlerin bu endişeleri biraz yersiz kalıyor.

» Devamını oku

M-Ticaretin Gelecek Vizyonu

13 Nisan 2012 tarihinde erolcankaya tarafından gönderildi. 

2011 e-ticaret rakamlarının rekor yılı oldu ve bu rekor satış rakamları, yeni satın alma ve birleşmelere zemin hazırladı. Gerek e-ticaret pazarına yeni giren oyuncular, gerekse var oldukları pazarda dikey pazarlamaya da el atanların haberleri, 2012 e-ticaret sektörü için duymaya alışacağımız haberler olacak.

Akıllı telefon kullanıcılarının arttığı yeni dünya düzeni, online olmak için bilgisayarın başına oturmaya gerek bırakmıyor. Cebinizde bir akıllı telefon olduğu sürece dünya ile olan bağlantınızı sadece uyuduğunuzda kaybedeceksiniz.

Artan akıllı telefon satış rakamları, e-ticareti mobile indirgeyen yeni fikirleri doğurdu ve yeni bir yatırım iştahı oluşturdu. M-ticaretin yeni yatırım fırsatları sunmasıyla birlikte, hem var olan e-ticaret siteleri mobile yöneldi hem de online satışa yeni yönelenler m-ticaret ile başlangıç yapmış oldu.

M-ticaretteki bu canlılık gözardı edilmiyor. Bankalararası Kart Merkesi (BKM), sanal dünyada yapılan işlemleri daha güvenli ve hızlı hale getirmek için  “Dijital Cüzdan” projesi hazırlıyor. Dijital Cüzdan ile akıllı telefonunuzda yer alan yazılım sayesinde artık kredi kartına bile gerek kalmadan, sadece saniyelik bir temas ile ödeme işlemlerinizi gerçekleştirip, alışveriş bilgilerinizi tarafınıza ulaşmasını sağlayabileceksiniz.

» Devamını oku